Çalıntı Gözler Film Eleştirisi
Film Bilgisi:
Orjinal İsmi: Откраднати Очи ( Otkradnati Ochi )
Türkçe İsmi: Çalıntı Gözler
İngilizce İsmi: Stolen Eyes
Yönetmen: Radoslav Spassov
Oyuncular: Vesela Kazakova (Ayten), Valeri Yordanov (Ivan), Nejat İşler (Ayten’in abisi)
Dil: Türkçe – Bulgarca
Yıl: 2005
Süre: 110 dakika
———–
Yüzbinlerce insan için bir devrin kapanıp başka bir devrin açılması. Yüzlerce yıl yaşadıkları topraklarından sürülmelerinin hikayesi. Vatanlarını, topraklarını, evlerini, komşularını hatta çocuklarını geride bırakıp içlerindeki kırık umutlarla yollara düşmelerinin hikayesi. Kalanların tekrar görüşme umutlarıyla sel olup akan gözyaşları. Olanlardan habersiz çocukların anne ve babalarının korkularını paylaşması…
Öncesinde yaşanmış herşey ve geride kalanların hayatları. Bu duygularımızı anlatacağını düşündüğümüz bir film zannetmiştik onu…
Filmin giriş sahnesini izlediğinizde gözleriniz dolup tüyleriniz diken diken olabilir. Todor Jivkov’un açıklamaları, birbirlerinden ayrılan aileleler, çocukların masum bakışları, sıra sıra dizilmiş üstleri eşyalarla dolu Lada ve Moskivic marka arabalar ve Türkiye sınırı…
Ardından sınırı geçmeyip köyüne geri dönen Ayten ile filmimiz başlıyor.
Peki neydi onca insanın göç etmesinin sebebi? Komünist rejimin uyguladığı yasaklar ve baskılar. Din yasak, dil yasak. İbadet yasak, Türkçe konuşmak yasak. Sonra isimlerin değiştirilmesi. O yıllarda akıllara gelen bunlar ama malesef film de birkaç düzgün sahne dışında bunla yok.
Film de, biri türk diğeri bulgar iki kişinin yaşanan olaylar karşısındaki kişisel psikolojileri ve aşkları anlatılıyor. Bunu öğrendikten sonra beklentilerimiz suya düşüyor ve vasat bir aşk filmi izlemeye başlıyoruz. Özellikle Ayten’i oynayan Vesela Kazokova’nın bozuk türkçesi can sıkabiliyor. Ayrıca Ayten’in sınırı geçmeyip geri dönmesinin belirsizliği, bir türk gibi değilde bir bulgar kızı gibi durması canınızı iyice sıkıyor. Ayten’in abisini oynayan Nejat İşler ise oyunculuk hususunda gerçekten başarılı. Abi için yazılan senaryo kısmıda oldukça gerçekci.
Filmi izlemeden önce çok heyacanlı ve umutluydum. Öncesinde filmi tavsiye eden ve çok güzel olduğunu söyleyen arkadaşlar vardı ve bu beni gerçekten heveslendirmişlerdi. Bu heves filmi izlememle son buldu. İnternet’de film yorumlarına baktığımda bir kısım çok beğendiğini bir kısım ise filmin çok yavan bulduğunu söylüyordu.Göçmen olmayanların ve o zamanki yapılanlardan haberleri olmayan kişilerin filmi beğendiği kanısındayım. Filmi yavan bulan ve beğenmeyenler ise o dönemi görmüş veya kendisene anlatılmış kişiler olsa gerek. Filmin Türk – Bulgar ortak yapımı olduğunu duyunca biraz şüphelenmiştim. Kendi yaptıkları zulümü anlatacaklar mı acaba diye! Üstü kapalı, oldukça yumuşatarak anlatmışlar. Zaten film yerli seyirci için değil de uluslararası seyirci için yapılmış gibi duruyor. Hiç birşey den haberi olmayan biri filmi izlediğinde o yıllarda Bulgaristan’ı öyle hatırlayacak. Nitekim ödüllü bir film.
Sonuç olarak bir göçmen olarak, o yıllarda çocuk olan biri olarak bu film olmamış. En azından zulmün anlatıldığı bir film olmamış. Buna rağmen film yine izlenmeli.
O yıllarla ilgili anlatılacak o kadar olay varken halen bizim bir film yapmamış olmamız ne garip! Bu konuyu toplumda hatta kendi içimizde anlatamamız ne garip!
—–
Mestanlı Yöresi Kültür ve Dayanışma Derneği
Mestanlı yöresinden göç etmiş insanların birlik ve beraberliklerini, dayanışmalarını ve Mestanlı ile ilgili ilişkilerini geliştirmek için 2002 yılında Mesyörder adıyla kurulmuştur.
Göç-Türk’e bağlı olan derneğin merkezi Bursa-Yıldırım dadır. Mestanlı Yöresi Kültür ve Dayanışma Derneği, Geleneksel Mestanlı Günü Piknik Şöleni adı altında her sene Mestanlıları Bursa da bir araya getirmektedir. Bu sene sekizincisi düzenlenen şölene Momchilgrad Belediye Başkanı Erdinç Hayrullah ile Fahriye Güney de katıldı.
Derneğin Başkanlığını Mustafa Ertürk yapmaktadır.
Mestanlı derneğinin şu an yapım aşamasında olan sitesine mesyorder.org adresinden ulaşabilirsiniz.
31 mayıs 2009 da Balat piknik alanında düzenenlenen şölenden resimler;
Mestanlı Sonbahar 2008 Fotoğrafları
Çok uzun süre önce vermek istediğim ama kişisel işlerimlerimden dolayı fırsat bulamadığım, 2008 yılının kasım ayında çekilmiş, ağaçların yapraklarının sarardığı, kasabanın uykuya dalacak gibi duran halini anlatan resimler.
Fotoğraflar için www.gocmenalemi.com sitesinin üyelerinden Fatos_87 ye teşekkür ederim.
Temmuz 2008 Mastanlı Fotoğrafları
Türkiye de ve Bulgaristan da soğukların iliklere kadar hissedildiği şu kış aylarında bu yazdan kalma fotoğraflar ile içimizi biraz ısıtalım.
Fotoğrafları yayınlamayı kabul ettiği için www.gocmenalemi.com sitesindeki ”aga” nickli arttimize teşekkür ediyoruz.
Yedinci ay yedi foto; Orjinal boyut 1600*1200 için üzerine tıklayın.








































Son Yorumlar